Skagen

Skagen, haritanın ucunda duran bir şehir değildir; o, haritanın bitmekten vazgeçtiği yerdir, çünkü burada kara, denize doğru bir cümle kurar ama noktayı koymaz, iki deniz birbirine bakar ama karışmaz ve bu tereddüt hali, yüzyıllardır ışık ile karanlık arasındaki görünmez sınırı diri tutar. Grenen’de, Kattegat ile Skagerrak’ın karşı karşıya geldiği o dar dilde durduğunuzda, coğrafya size bir manzara sunmaz; bir ayrım hissi verir, çünkü dalgalar yan yana akar ama birleşmez, suların renkleri birbirine değse bile iç içe geçmez ve bu fiziksel ayrılık, Skagen’in gölge katmanında bilincin kendi içinde bölünmesini temsil eder.

Burada ışık karanlığı kovmaz, karanlık da ışığı yutmaz; ikisi yan yana durur ve aralarındaki mesafe, insanın içindeki karar boşluğuna benzer. Skagen’in ışığı ressamları çağıran türden bir aydınlık olarak bilinir, fakat gölge okumada bu ışık, gerçeği açığa çıkarmaktan çok gizleneni görünür kılan bir mercek gibidir; her şey daha net görünür ama daha az anlaşılır, çünkü fazla ışık, anlamı dağıtır.

Bu yüzden Skagen’de insan kendini huzurlu hissettiğini sanırken aslında bir eşiğin üzerinde beklediğini fark eder; ileri gitmek mümkündür ama geri dönmek de aynı derecede olasıdır. Kumulların arasında dolaşan rüzgar, burada sadece hava hareketi değildir; o, hafızayı yerinden oynatan bir kuvvettir, çünkü Skagen yüzyıllar boyunca fırtınalarla gömülmüş kiliseleri, kaybolmuş yolları ve denize bırakılmış hayatları sessizce saklamış, sonra da üzerlerini kumla örtmüştür.

Bu örtme hali, gölge şehirler dilinde unutma değil, ertelemektir; Skagen hiçbir şeyi silmez, sadece zamanı gelene kadar görünmez kılar. Deniz fenerleri bu şehirde yön göstermek için değil, tanıklık etmek için vardır; geceleri yanan ışıklar, gemilere yol göstermekten çok, karanlığın ne kadar derinleştiğini ölçer ve bu ölçüm, Skagen’i bir sınırdan ziyade bir gözlem noktasına dönüştürür.

Burada kaybolmak ani değildir; yavaş, neredeyse nazik bir çözülme şeklinde gerçekleşir, insan bir anda değil, adım adım hangi tarafta durduğunu unutmaya başlar. Skagen’in gölge simgesi, birbirine değmeden uzanan iki çizgidir: biri aydınlık, biri karanlık. Bu çizgiler kesişmez, çünkü kesişme bir sonuç doğurur; Skagen ise sonucu değil, bekleyişi temsil eder.

Gecenin ilerleyen saatlerinde deniz karardığında ve gökyüzü ışığı geri çektiğinde, şehir kısa bir an için tamamen nötr bir hale bürünür; ne umut baskındır ne korku, ne ilerleme arzusu ne de geri dönüş isteği ağır basar. İşte o anda Skagen, Gölge Şehirler haritasında gerçek yerini alır: karar vermenin askıya alındığı uç nokta. Skagen bir son değildir. Ama buraya gelen herkes şunu hisseder: bundan sonrası, artık eski halin devamı olamaz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanın Eksenine Kurulan Şehir; Londra’nın Ley Hatları

İskoçya’nın İç Ley Hattı

Iona Adası