Ribe

Ribe, Danimarka’nın en eski şehri olarak yalnızca tarihsel bir unvan taşımaz; o, taşın hafızayı saklama yeteneğini en iyi öğrenmiş yerlerden biridir, çünkü burada sokaklar sadece ayak izlerini değil, niyetleri de tutar, katedralin gölgesi gün içinde yön değiştirirken geceleri tek bir noktada sabitlenir ve bu sabitlik, şehrin neden asırlardır “olduğu yerde kalan” bir bilinç alanı olarak algılandığını fısıldar. Viking çağında bir ticaret kapısı olarak yükselen Ribe, yüzeyde bakıldığında para, tuz, kürk ve metal akışının merkezidir; ancak gölge katmanında şehir, kuzey hatları boyunca akan bir enerji duraklaması olarak okunur, çünkü burada akış hızlanmaz, yavaşlar, insanlar gelir ama bir kısmı gitmekte zorlanır, zaman adımlarını kısaltır ve hafıza yoğunlaşır. Bu nedenle Ribe’de “ilk” kavramı sadece kronolojik değildir; ilk kilise, ilk piskoposluk, ilk taş düzenlemeleri, aslında kuzeyde yerleşik bilinç fikrinin ilk kez sabitlendiği noktayı temsil eder.


Ribe Katedrali’nin çevresinde dolaşan gece sessizliği, sıradan bir sessizlik değildir; sesin çekildiği, düşüncenin yankı yaptığı bir boşluk gibidir ve bu boşlukta durduğunuzda şehir size konuşmaz, sizi dinler. Bu dinleme hali, Orta Çağ boyunca Ribe’nin neden büyümesine rağmen hiçbir zaman “taşarak” yayılmadığını açıklar; şehir kendini korur, sınırlarını genişletmez, çünkü gölge şehirler genişlemekten çok derinleşir. Nehir kıyısında sis çöktüğünde, su ile taş arasında kalan o dar hatta Ribe’nin gerçek yüzü belirir; burası ne tamamen dünyevidir ne de bütünüyle kutsal, tam olarak eşik noktasıdır ve bu eşik, Gölge Şehirler haritasında her zaman kırılgan bir simgeyle işaretlenir. Burada yapılan eski ritüeller, yazılı kaynaklarda ticaret bereketi ya da yol güvenliği olarak anlatılsa da, gölge okumada bu uygulamalar hafızanın sabitlenmesi, yani geçmişin dağılmaması için yapılan bilinç mühürleri olarak değerlendirilir.

Ribe’de geceleri yürürken insanın içine çöken duygu korku değildir; daha çok ağır bir tanışıklık hissidir, sanki şehir sizi daha önce görmüş, hatta kim olduğunuzu sizden önce hatırlamıştır. Bu yüzden Ribe, Danimarka Gölge Şehirleri içinde “bekleyen şehir” olarak anılır; çağırmaz, davet etmez, sadece hazırdır. Ve bu hazır oluş hali, kuzeyin sert rüzgarlarına rağmen yüzyıllardır bozulmadan kalır; çünkü bazı şehirler ayakta kalmak için direnmez, sadece unutulmayı reddeder.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanın Eksenine Kurulan Şehir; Londra’nın Ley Hatları

İskoçya’nın İç Ley Hattı

Iona Adası