Schwarzwald

Kara Orman bir coğrafya değildir; o, Berlin’de parçalanan zamanın sessizce toprağa geri çekildiği yerdir ve bu yüzden Gölge Şehirler zincirinde Berlin’den sonra gelmesi zorunludur, çünkü kırılmış bilinç ancak ormanla dengelenir. Berlin’de zaman yarılmış, duvarlarla ve ideolojilerle bölünmüşken, Kara Orman’da zaman yoğunlaşır, katılaşır ve ağaç halkaları gibi iç içe geçer; burada geçmiş ilerlemez, derinleşir, gelecek beklemez, kök salar. Schwarzwald’ın karanlığı ışığın yokluğundan değil, fazlalığından doğar; ağaçlar o kadar sık, kökler o kadar derindir ki ışık yüzeye çıkamaz, bilinç aşağıya çekilir. Bu orman, Germen dünyasında yalnızca doğa alanı değil, kararların, kehanetlerin ve dönüşümlerin mekanı olarak görülmüştür; çünkü burada insan merkeze alınmaz, insan geri çekilir. Roma’nın “merkez” fikrine, Floransa’nın “insan” vurgusuna ve Berlin’in “kırık zamanına” karşılık Kara Orman şunu söyler: merkez yoktur, yalnızca denge vardır.

Ley hatları bu bölgede şehirler gibi doğrusal ilerlemez; akslar kıvrılır, spiral halini alır ve bu yüzden Schwarzwald’daki eski kaleler, manastırlar ve taş halkalar savunma için değil, enerji sabitlemek için konumlandırılmıştır. Yüksek tepelerde kurulan yapılar gözetleme noktası değil, yeraltı titreşimlerinin yüzeye çıktığı düğümler olarak çalışır. Bu nedenle Kara Orman kaleleri fetihlere değil, bekleyişlere tanıklık etmiştir; burada savaşmak değil, zaman kazanmak esastır. Grimm masallarının bu ormandan doğması bir edebi tesadüf değildir; masallar, Kara Orman’ın bilinç dilidir. Yolunu kaybeden çocuklar, konuşan ağaçlar, karanlıkta beliren figürler, aslında insanın şehirden kopup ilkel bilinçle yüzleşmesini anlatır. Venedik’te aynaya bakarsın, Berlin’de çatlağa, Kara Orman’da ise içgüdüne. Bu yüzden ormanda yön bulmak değil, yönünü kaybetmek öğretilir; çünkü gerçek dönüşüm ancak harita sustuğunda başlar.

Schwarzwald, kuzey-güney ley hattında İskandinav mitleriyle Alpler arasındaki geçiş bölgesidir ve bu yüzden Odin’in bilgeliğiyle, yeraltı ruhlarıyla ve erken Germen ritüelleriyle rezonans halindedir. Buradaki taş dizilimleri ve orman içi açıklıklar, insanın doğayla konuştuğu değil, doğanın insanı dinlediği alanlardır. Şehirler anı inşa eder, ormanlar hafızayı korur; Berlin hatırlamakla mücadele ederken, Kara Orman unutmaz.

Gölge Şehirler bağlamında Kara Orman, şehirlerin yapamadığını yapar: bilinci onarmaz, yerine oturtur. Buradan çıkan her yol, ister Nürnberg’in yargı meydanlarına ister Roma’nın taş temellerine uzansın, ormanın verdiği mesajı taşır: zaman kırılabilir, şehirler çözülebilir, ama kök salmış bilinç daima geri döner.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanın Eksenine Kurulan Şehir; Londra’nın Ley Hatları

İskoçya’nın İç Ley Hattı

Iona Adası