Pantheon

Pantheon, bir tapınak gibi görünse de Roma’da aslında bir inanç mekanından çok bir sistem manifestosudur; çünkü burada Tanrılar yüceltilmez, evren düzenlenir. “Tüm Tanrıların Tapınağı” adı, çoklu kutsallığı ima etse de, yapının mimarisi tek bir Tanrı’ya ya da mitolojiye değil, tek bir merkeze ve tek bir orana hizmet eder. Roma, ilk kez burada kutsalı çoğaltarak değil, birleştirerek kontrol eder. Pantheon’un kubbesi, antik dünyada inşa edilmiş en iddialı bilinç hamlelerinden biridir; çapı ve yüksekliği eşittir, yani iç mekan kusursuz bir küre hissi verir. Bu tesadüf değildir. Roma burada şunu söyler: Evren kaotik değil, ölçülebilir ve kapsanabilir. İnsan bu kubbenin altında durduğunda, göğe bakmaz; göğün içine alınır. Bu, Stonehenge’in gökyüzünü izleyen sezgisinden çok daha ileri bir adımdır. Roma göğü dinlemez, onu mimariye çevirir.

Pantheon’un oculus’u, yani kubbenin tepesindeki açıklık, bir vahiy penceresi değildir; kontrollü bir zaman ve ışık aracıdır. Güneş ışığı gün içinde kubbenin iç yüzeyinde dolaşır, mevsimlere göre farklı noktaları aydınlatır ve bu hareket, kutsal bir mucizeden çok sessiz bir takvim gibi çalışır. Zaman burada hissedilmez, gösterilir. Roma, ley hattını sezgiden koparıp ölçüye kilitler. Forum Romanum’da güç tekrar ve alışkanlıkla öğretilmişti; Pantheon’da ise güç doğal bir gerçeklik gibi sunulur. İnsan burada itaat ettiğini hissetmez, çünkü yapı bağırmaz, dayatmaz, korkutmaz. Tam tersine, sükünetle kuşatır. Bu sükünet Roma’nın en tehlikeli aracıdır; çünkü itaat, fark edilmeden kabul haline dönüşür.

Pantheon’un şehir içindeki konumu da bu yüzden kritiktir; ne en yüksek noktadadır ne de tamamen izole bir alanda. Şehrin dokusunun içinde, gündelik hayatın ortasında yer alır. Roma burada şunu ilan eder: merkez sadece meydanlarda ya da saraylarda olmaz, günlük akışın içine sızar. Kutsal, özel bir ana sıkıştırılmaz; sürekli hale getirilir. 

Gölge Şehirler anlatısında Pantheon, Roma’nın aklıdır. Forum Romanum iradeyi, yollar yönü, Vatikan inancı temsil ederken; Pantheon düzeni temsil eder. Bu düzen Tanrısal değildir, ama Tanrısal görünür. Roma’nın binlerce yıl süren etkisi, tam da bu noktadan yayılır: İnsanlara neye inanmaları gerektiğini değil, dünyanın nasıl çalıştığını öğretir.

Roma bu yapıyla şunu başarmıştır: Kutsalı gökten indirmeden, ama göğe bakmaya da gerek bırakmadan herkesi aynı merkezin içine almayı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanın Eksenine Kurulan Şehir; Londra’nın Ley Hatları

İskoçya’nın İç Ley Hattı

Iona Adası