Gölge Şehir Londra; Kalbin Gündüz Haritası
Westminster bölgesi, kalbin daha sert, daha kaslı bir bölümü gibidir; burada enerji, düşünmekten çok karar almak ve hüküm vermek üzerine yoğunlaşır. Westminster Abbey’de yapılan taç giyme törenleri, yeminler ve ritüeller, Parlamento binasında alınan kararlarla birlikte düşünüldüğünde, bu alanın yalnızca politik bir merkez değil, gücün sembolik olarak beden bulduğu bir kalp odacığı olduğu fark edilir. Burada atışlar daha yavaştır ama daha ağırdır; Londra’nın kaderini belirleyen ritim, çoğu zaman bu bölgede tutulur. The City of London, yani finans bölgesi ise kalbin sinir sistemi gibi çalışır; burada enerji sürekli hareket halindedir, durmaz, beklemez ve dinlenmez. Bankaların, sigorta kurumlarının ve borsanın aynı dar alanda yoğunlaşması, yalnızca ekonomik bir tercih değil, kontrol edilebilir bir hız yaratma arzusunun sonucudur. Bu bölge, Londra’nın duygusuz ama son derece uyarılmış kalp dokusu gibidir; hissetmez, ama tepki verir ve bu tepkiler şehrin tamamında yankılanır.
Daha karanlık ve bastırılmış bir kalp noktası olan Tower of London, Londra’nın korku hafızasını taşır; burada yüzyıllar boyunca biriken idamlar, ihanetler ve sessiz infazlar, mekanın enerjisini ağırlaştırmış ve bu ağırlık, kalbin karanlık tarafı gibi çalışmaya başlamıştır. Tower, enerjiyi dolaşıma sokmaz, hapseder; bu yüzden Londra’nın kolektif bilinçaltındaki korkuların merkezi olarak okunabilir Greenwich, klasik anlamda bir kalp değil, kalbin ritmini ayarlayan bir pacemaker gibidir; sıfır meridyenin buradan geçmesi, zamanı ölçmekten çok, zamanı sabitleme iradesinin mekansal karşılığıdır. Greenwich’te atışlar düzenlidir, matematiklidir ve duygudan arındırılmıştır; Londra’nın geri kalanındaki karmaşanın belli bir ölçüde kontrol altında tutulmasını sağlayan ritim buradan yayılır.
Daha az fark edilen ama son derece önemli bir diğer kalp noktası olan Primrose Hill, şehrin nadir doğal yükseltilerinden biri olarak, enerjinin henüz sertleşmeden önce yumuşatıldığı bir alan gibi davranır; burada şehir nefes alır, baskı azalır ve hatlar kısa süreliğine gevşer. Bu yüzden burası, Londra’nın duygusal regülasyon noktası olarak okunabilir. Bu kalp noktalarını birlikte düşündüğümüzde, Londra’nın tek bir merkezden yönetilen bir şehir olmadığı, aksine birden fazla kalbin farklı hızlarda attığı çok merkezli bir organizma olduğu ortaya çıkar; bazı kalpler düşünür, bazıları karar verir, bazıları korkuyu tutar, bazıları zamanı ayarlar. Gölge Şehir anlatısında Londra’nın gücü, tam da bu senkronizasyondan doğar: kalpler aynı anda atmaz, ama asla rastgele de atmaz.
kaynak:Alfred Watkins – The Old Straight Track

Yorumlar
Yorum Gönder